22 Ocak 2008 Salı

Barselona

Bir şehir düşünün; her zaman masmavi bir gökyüzüne sahip olsun... Şehrin en merkezi, en hareketli caddesi dünyalar güzeli bir plaja açılsın... Sahilinde dünyanın en büyük akvaryumları, sinema salonları, alışveriş merkezleri olsun... Başınızı her çevirişinizde şehrin içine serpiştirilmiş şaheserleriyle Gaudi göz kırpsın... Göletlerinde sandal sefası yapabileceğiniz parkları, tropikal bitki ve hayvanat bahçeleri olsun... Metro ile şehrin her yerine kolayca gidilebilsin... Şehir merkezinden havaalanına arabayla gitmek sadece 15 dakika olsun... İçinde flamenko olsun, tarih olsun, pırıl pırıl deniz ve güneş olsun... İşte böyle bir şehir, Barselona.


Modernizmin çıkış noktası Barselona'ya gidince görülmesi gereken ilk şey, hemen hepsi şehir merkezinde ve birbirine yürüme mesafesinde olan Gaudi'nin eserleri. 1900'lü yılların başlarında yaşayan ve eserlerini renkli ve parlak taşlardan yaptığı mozaiklerle süsleyen Gaudi'nin dehasına yetişmek bugün bile imkansız.

Barselona'nın bir diğer olmazsa olmazı, şehrin en merkezi caddesi olan La Rambla'da yer alan ve Avrupa'nın en büyük sabit pazarlarından biri olan Boqueria. Gerçekten yok yok.

Ve diğer olmazsa olmazlar:
Marina'daki Akvaryum ve imax sinema salonu, Avrupa'nın en büyüklerinden. Hazır marinaya gelmişken balık kokularını takip ederek balıkçı restoranlarını bulabilirsiniz. Buraya gelip de deniz mahsullü paella yemeden olmaz. Gece eğlencesi için flamenko mekanları en doğru adres. Ayrıca Barselona'ya gelmişken üç çılgın isim Dali, Miro ve Picasso'nun eserlerini de görmeden olmaz...

Hiç yorum yok: